Tuesday, 14 February 2012

90'larda kitsch olmak

90lar saç ve kıyafet modasından bir seçki başlığını atmamdaki yegane sebep özlemimi giderici manipülatif bir yanılsama yaratmak sadece. tiplerin komikliği ve yüzlerindeki şaşkın ifadenin de tuhaf bir yanı yok. sadece dönem hakkında biraz fikir vermek amaç. efendim örneğin puantiyelerin geri dönüşü tesadüf değil. bakınız ne kadar da hoş. annemciğime de pek yakışmış.. bu arada dişleri daha önce dökülmüş olan yani sağdaki ben oluyorum. görüldüğü üzere sadece aynı genetik kodu paylaştığı halde tektipleştirilen pek çok talihsiz insanın aksine bizimkilerin giyim konusunda bu tektipleşmeye karşı gösterdiği hassasiyetten burada huzurlarınızda tekrar övgüyle söz etmek isterim.. her ne kadar kitchleşme konusunda fevkalade yerinde bir örnek de olsa yine de gurur duyuyorum!! şimdiden özledim sizi...

akdeniz_yer

nihayet! başka bir şehirde bir hayat sürmeye çalışmanın neye benzediğini anladığım zamanlardayım. daha çok yeni sayılır. öyle ki geldiğim günden beridir durumu idrak etmekle o hayata uyum sağlamanın hızlıca harmanlandığı o ilk hafta çabucak geçiverdi işte.. ne halde olduğumu ve neler yaptığımı merak edenler için o hengamenin içinde kısaca hayatta olduğumun bilgisini verip geçiyorum fakat durum o kadar da basit değil. bilemiyorum belki de basittir..
uzaktan dünyadaki her şeyi bir an önce içine alıp hüpletmeyi bekleyen bir anlayışın sarmaladığı bizim gibi ölümlülerin merakla görmek istediği bir yer burası. ama sadece kısa bir süreliğine.. katalan sanatın görmek ya da gaudi ve miro ile tanışmaksa niyetin o zaman bastığın yere, attığın adıma dikkat etmen şart. ya da en iyi tapas nerede yenir geri döndüğünde anlata anlata bitiremeyeceğin bir lezzet şöleni ise tatmak istediğin zamanını iyi ayarlayıp kendine acil olarak gidilmesi mutlak yerler listesi yapman gerek.. 
fakat ya o şehirde tüm bunlardan uzakta yalnızca yaşamaksa niyetin..sokakların arasında kaybolmayı vakit kaybı olarak görmeden bilmediğin yerlere girip görmediğin sokaklara dalarak karşında aniden bitiverir tüm bu görmek için can attığın yapılar..sen sadece önünden geçip gidersin nasılsa her gün göreceğin o yerlerin önünden.
sagrada familia'nın kulelerinin vinçlerin arasından görünerek selam ettiği sokaktan her gün geçip evine giden bendeniz için artık burası bir durak noktasından çok daha öte bir yer. öyle ki çantamdaki fotoğraf makinesine iştahla sarılmama engel oluyor bu kalıcı olma durumu..daha ziyade son derece dingin bir vaziyette öylece gözlemleyip geçiyorum. aklımda kalan imgeler imajlar yeterli benim için. dosdoğru bir kadraj yakalamama gerek yok insanlara evet ben oradaydım demek için.. öylesine kareler parçacıl kadrajlar var hep kafamda. tabi bir de şehri içselleştirmek(!) aynı yerden 7 seferden fazla geçmek o kadar değerli bir his ki. sekizinci geçişinde artık  oralı olduğunu bilmenin hazzı başka ne ile değiştirilebilir sanki hiç bilemiyorum..yapacak onca şey görecek tonla yer var evet lakin acelen yoksa şanslısın. 

Monday, 7 November 2011

pikaptan vazgeçiş

oturup saatlerce günlerce kalkmamak istiyorum. başımın üzerinde de dünya dönedursun bi yandan.. mis..



güzel hissettiriyor şu sıralar...

Saturday, 29 October 2011


Şehir

Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.
Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de

       Konstantinos  Kavafis (Çeviren: Cevat Çapan)

Wednesday, 26 October 2011

mi'marlık ?


''mi'marlıkta iki cihed vardır ki, bunlar ayrı ayrı şeyler ise de her mi'marda içtima etmesi lazımdır. biri yapı yahud kalfalık, diğeri fenn cihetidir. bir mi'mar bu iki sıfatı da edinerek , biriyle tasavvur ettiğini, diğeriyle icra etmek ve fennce güzellik husule getirmek için, her ikisini birleştirmesi lazımdır. yapıcılık, yahud kalfalık sıfatıyla mi'mar lüzum ve ihtiyac cihetlerine saf-ı zihn eder. bina'da kullanacağı eşya ve levazımı ayrırır ve bunların dayanmasını, ağırlığını hesab eder. ne yolda ne kesileceğini , nasıl kullanılacağını kararlaştırır. hasılı, bina'yı hem mükemmel olacak, hem de ihtiyaca yarayacak surette tertip eyler. fenn sahibi sıfatıyla da, bina'yı görenlerde hayret, büyüklük, heybet yahut şirinlik ve letafet tesirini hasıl edecek yolda çizgiler, sathlar icad eder. binaen aleyh mi'marlık sadece yapı yapmak değil, kendine mahsusu olan ecza ve mevadd ile fennce güzellik peyda etmek, güzellik kaidelerine tevfikan bina yapmaktır.''


mi'marlık fenni ve bunun evsaf-ı mahsusası
sakızlı ohannes paşa, 1892